BİR ŞEY YAPMALI

CUMHURİYET İÇİN DEMOKRASİ İÇİN HALK İÇİN GELECEĞİMİZ İÇİN ..................... cemaatlerin yönettiği bir coğrafya olmak istemiyorsak ................. Ama benim memleketimde bugün İnsan kanı sudan ucuz Oysa en güzel emek insanın kendisi Kolay mı kan uykularda kalkıp Ninniler söylemesi

9 Ekim 2009 Cuma

ÇEVRE

Kayıp laleden haber yok
Dünyada doğal olarak sadece Amasya'da yetişen ''Tlupa Sprengeri'' isimli lale türü bulunamıyor. Kayıp lale türünün bulunması için özel proje çalışması yürütülüyor. Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü (KTAE) tarafından TÜBİTAK destekli yürütülen ''Türkiye Florasında Bulunan Lale ve Sümbül Türlerinin Kültüre Alınması'' projesi ile Türkiye florasında kaybolmak üzere olan lale ve sümbül türlerinin koruma altına alındığı bildirildi. Dünyada doğal olarak sadece Amasya'da yetişen ve proje kapsamında broşür bastırılarak aranılan ''Tlupa Sprengeri'' isimli lale türünün ise bulunamadığı belirtildi. Enstitü Müdürü Dr. Hasan Özcan, ''Türkiye Florasında Bulunan Lale ve Sümbül Türlerinin Kültüre Alınması Projesi''nin tamamlandığını belirtti. KTAE elamanlarından Ziraat Mühendisi Yasemin İzgi Saraç liderliğinde bir teknik ekip tarafından tamamlanan projede ekibinin Türkiye'nin her yöresini karış karış dolaşarak doğal ortamda bulunan ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan lale ve sümbül türlerini topladıklarını anlatan Özcan, toplanan türlerin usulüne uygun olarak tohum ekimi, kromozom sayımı, fitokimyasal analizleri, DNA izolasyonu, doku kültürü ve toprak analizleri gibi çalışmalarının yapıldığını, ayrıca fotoğraf arşivi oluşturularak lale ve sümbül türlerinin kataloğunun hazırlandığını kaydetti. Proje ile Türkiye florasında bulunan ve kaybolmak üzere olan lale ve sümbüllerin Enstitüde korumaya alındığını ifade eden Özcan, ''doğal ortamda yok olma tehlikesi altında olan, lale ve sümbül türlerinin toplanması, muhafaza altına alınması, çoğaltılması ve uzun vadede yeni çeşitlerin süs bitkileri sektörüne kazandırılması hedeflenerek, 2006 ile 2009 yılları arasında Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından yürütülen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen projede nihai hedefler başarıyla gerçekleştirildi'' dedi. Proje çerçevesinde anavatanı Türkiye olan lalelerden 119 farklı popülasyon tespit edildiğini, bu popülasyonların tür teşhislerinin yapıldığını belirten Özcan, yapılan tür teşhisi sonuçlarına göre 4'ü endemik olmak üzere 16 farklı lale türü ile biri endemik olmak üzere 2 alt türle temsil edilen sümbülün her iki alt türüne de ulaşıldığını ve muhafaza altına alındığını belirtti. Bu projenin sonucunda Türkiye doğal florasında bulunan bütün lale ve sümbül türlerini içeren bir gen bankası oluşturulduğunu kaydeden Özcan, şu bilgileri verdi: ''Proje ile Türkiye doğal florasında bulunan bütün lale ve sümbül türlerinin gen kaynakları ülkemize kazandırılmıştır. Bundan sonraki çalışmalarda hem bu genetik materyal korunacak, hem de özel sektörün kullanımına sunulacak olan yeni lale çeşitleri geliştirilecektir. Ayrıca toparlanan materyallerde Yeni Bitki Çeşitlerini Koruma Uluslararası Birliği kriterlerine göre karakterizasyon çalışmaları yapılarak farklı türlerin ülkemiz adına tescili yapılacaktır.'' Özcan, proje ile ilgili çalışmalar tamamlanırken, dünyada sadece doğal olarak Amasya yöresinde yetişen, proje için bu yörede broşür dağıtılarak aranılan lale türü ''Tlupa Sprengeri''nin ise bulanamadığını belirtti. Bu konuda yurttaşlar tarafından yapılan ihbarların değerlendirildiğini, ancak aranılan türe ulaşılamadığını kaydeden Özcan, bu türü doğada arama çalışmalarının devam ettiğini bildirildi.
İklim değişikliği kabukluları eritiyor
Kuzey Buz Denizi'nin hızla asitli hale geldiği ve bunun kabuklu hayvanların kabuklarının erimesine yol açacağı bildirildi. Daily Telegraph'ın haberine göre, Fransa'daki Milli Bilimsel Araştırma Merkezi'den Prof. Jean-Pierre Gattuso başkanlığındaki deniz bilimciler, Norveç ile Kuzey Kutbu arasında bulunan Svalbard adalar denizinde yaptıkları incelemede, sorunun tahmin edilenden daha ciddi olduğunu saptadı. Deniz bilimcilerin tahminine göre, 2018'de Kuzey Buz Denizi'nin yüzde 10'u eritici derecede asidik olacak. Bu oran 2050'de yüzde 50'ye çıkarken, 2100 itibarıyla tüm Kuzey Buz Denizi, deniz kabuklularının yaşamasına imkan tanımayacak şekilde asitli hale gelecek. Prof. Gattuso, Barcelano'da yapılan "Yarının Okyanusları" konferansında, "Bu son derece üzücü bir durum. Denizlerin giderek daha asitli hale geldiğini biliyoruz ve bu durum midye gibi deniz kabuklularının kabuklarını büyütme yeteneklerini zayıflatacaktır. Ancak şimdi anlıyoruz ki durum düşündüğümüzden daha kötü" dedi. Kirlilik yüzünden atmosfere yayılan karbondioksidin deniz sularınca emilerek karbonik aside dönüşmesiyle meydana gelen asitleşme süreci, dünyadaki tüm deniz ve okyanuslarda görülüyor. Ancak gaz soğuk sularda daha çözünür olduğu için bu durum kutup bölgelerinde daha olumsuz yönde işliyor. Prof. Gattuso, tüm yerküredeki okyanuslarda ortalama asitlik derecesinin üç kat artacağını, bunun 20 milyon yıldır görülmediğini belirtti. Gattuso, bu asitlik seviyesinin başta kuzey Kutbu olmak üzere tüm ekosistemde ve gıda zincirinde büyük tahribat yapacağını söyledi. İklim değişiminin seviyesini sınırlamak için önerilen yüksek teknoloji çözümlerinin okyanusların asitliğini azaltmada etkisi olmayacağını belirten Gattuso, sera gazı emisyonlarını azaltmak için acilen harekete geçilmesi çağrısında bulundu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

No Pasaran !