BİR ŞEY YAPMALI

CUMHURİYET İÇİN DEMOKRASİ İÇİN HALK İÇİN GELECEĞİMİZ İÇİN ..................... cemaatlerin yönettiği bir coğrafya olmak istemiyorsak ................. Ama benim memleketimde bugün İnsan kanı sudan ucuz Oysa en güzel emek insanın kendisi Kolay mı kan uykularda kalkıp Ninniler söylemesi

10 Ekim 2009 Cumartesi

BASIN AÇIKLAMASI VE DİLEKÇE

BASINA VE KAMUOYUNA

İSTANBUL’UN YENİ RANT KÖPRÜLERİNE İHTİYACI
YOKTUR

Uzun zamandır skandallar şeklinde basına yansıyan haberlere göre, Başbakan Erdoğan tarafından İstanbul Boğazı’na yeni bir köprü yapılması düşünülmektedir. Başbakan Erdoğan tarafından düşünülmektedir diyoruz, çünkü yapılan bütün açıklamalar bunu göstermektedir. Oysa Başbakan Erdoğan, İstanbul Belediye Başkanıyken, 27/Nisan/1995 tarihinde verdiği demecinde: “Üçüncü köprü bir cinayettir. Böyle bir teşebbüs İstanbul’un çağdaş kentleşmesi ve şehir içi ulaşım sistemi için ölümcül sonuçlar doğurur” diyordu. Bugüne kadar İstanbul Boğazına yapılan köprüler, kent içindeki araç trafiği veya artan nüfus nedeniyle yoğunlaşan yolcu trafiği için gerçek bir gereksinim değildir ve yolcu taşınmasına beklenen katkıyı yapmamaktadır. Buna rağmen, birinci köprünün açılışından üç yıl sonra, ikinci köprü; ikinci köprünün açıldığı yıl ise üçüncü köprü tartışılmaya başlanmıştır. İlk iki köprünün ormanlar ve yabanıl çevre üzerindeki olumsuz etkileri de ortadayken, 3. köprünün ısrarla gündeme geliyor olmasının amacı nedir? Bu sorunun yanıtı şeffaf ve bilimsel temellere dayanarak verilmediği sürece hiç kimsenin ülke kaynaklarını Üçüncü Köprü Projesi’ne yönlendirme hakkı yoktur. Kesin güzergâhı ne olursa olsun, böyle bir uygulamanın İstanbul ulaşım sorununa hiçbir olumlu katkısı olmayacağı gibi daha da içinden çıkılmaz hale getireceği ve kuzeye çekilmiş İstanbul ormanlarıyla doğal ve yabanıl alanlarını yok edeceği açıktır. Bu köprü ve yollarıyla ilgili olarak yaşanabilecek sakıncalar konu alınmak üzere bilgilendirme ve tartışma da yaşanmamıştır. Kentlinin doğacak tehlikeler çerçevesinde bilgilendirilmesi ve katılımı sağlanmış değildir. Bu bize olası bir ÇED raporunun da doğru sonuç vermeyeceğini düşündürmektedir. Bugüne kadar ÇED raporlarında uygulanan mantığın bu köprüye de esasen izin vereceği şeklinde bir endişe yaratmaktadır. 1950’li yıllardan başlayarak karayolcu politikalara teslim olan ülkemizde 40 yıldan bu yana İstanbul Boğazı’na yapılacak köprüler tartışılmıştır. 3. Köprü sorunu karşısında da, Hükümetin belirsiz ve yetkililer tarafından yapılan zaman içindeki farklı farlı açıklamalar nedeniyle toplumda bir kayıtsızlık ve hareketsizlik yaratılmıştır. Bilindiği gibi İstanbul’un trafik sorunu yıllardır çözülemeyen bir haldedir. 1973 ve 1989 yıllarında iki boğaz köprüsü yapılmıştır. Bu iki köprü, Boğazdan geçen taşıt sayısını 30 kat artırırken yolcu sayısını 4 kat bile artıramamıştır. Bu nedenle, yeni köprü ile araç trafiği daha da artacak ancak taşınan yolcu sayısında önemli bir artış olmayacaktır. Köprüden transit geçişlerin payı ise % 2 dolayındadır ve artma olasılığı yoktur. Diğer yandan, iki yaka arasındaki yolcuların %50’sinden fazlasını taşıyan toplu taşıma araçlarının araç trafiği içindeki payı %4 bile değilken, yolcuların %30’unu taşıyan özel otomobillerin payı %90’dır. Sürekli değişen güzergâhların kamuoyu gündemine taşınması, toplumda düşünce karmaşası yaratırken arsa spekülatörlerinin işine yaramaktadır. Kamuoyu gündemine getirilen birçok farklı güzergâhtan sonra, basında son olarak köprünün Tarabya – Beykoz arasından geçeceği haberleri çıkartılmıştır, daha sonrada bu güzergahla ilgili haberler Başbakan Erdoğan tarafından yalanlanmıştır.. Kurulacak yeri bile kesin olmayan üçüncü köprü projesi bilimsel verilere ve kentin gerçek gereksinimlerine dayanmamaktadır. 3. köprü hiçbir plana, SİT kararlarına, yasalara, uluslararası sözleşmelere uygun olmadığı için, hiçbir plana işlenememektedir. Buna rağmen yetkililer tarafından yapılan açıklamalarda öncelikle bu planlara işleyeceğiz denilerek, belediye meclislerine baskı uygulanmaktadır. 3. köprünün yapımı Türkiye’nin de taraf olduğu; Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme (1972-PARİS), Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi (1979-BERN) ve Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (1992-RİO) gibi uluslararası sözleşmeler ile Avrupa Kentsel Şartı’na da aykırıdır. Bunlara rağmen köprünün yapılması halinde; İstanbul halkına, kente, çevreye ve doğaya karşı suç işlenecektir. Biz akademisyenler, meslek odaları, kent sakinleri tümüyle bilimsel gerekçelerle bu projeye karşı duracak, yargı yolu da dâhil olmak üzere her türlü yasal hakkımızı kullanacağız. Yukarıdaki veriler de göstermektedir ki Üçüncü Boğaz Köprüsü ilk iki köprüde olduğu gibi İstanbul’un trafik sorununu çözmeyecek, yeni çözümsüzlükler üretecektir. Bir yandan İstanbul’un kuzey kesimi olan Beykoz ve Sarıyer ormanlarında usulsüz yerleşimi teşvik ederken, diğer yandan çevre ve bağlantı yolları güzergâhındaki mevcut yerleşimlerde yaşayan insanların, kamulaştırmaların ardından, kentsel dönüşüm projeleri uygulaması gibi nedenlerle mahallelerinden göç etmelerine yol açılacaktır. İstanbul kentinin ulaşım sorunlarını yeni köprüler çözmeyecektir. Yapılması gereken, sermayenin değil İstanbul halkının ortak çıkarlarını ve kamu yararını gözeten, doğal ve tarihsel çevrenin korunduğu, halkın demokratik katılımını esas alan bir planlamayı acilen hayata geçirmektir. İstanbul için, raylı sistem ağırlıklı, deniz yolunu en etkin biçimde kullanan ve otobüslerle desteklenmiş bir toplu taşıma sisteminin oluşturulması gereklidir. Planlı olarak toplu taşımayı etkinleştirme, ucuzlatma ve bu amacı destekleyecek biçimde otomobil kullanımını caydırıcı tedbirlerin alınması sağlanmalıdır. İstanbul ulaşımı için en akılcı çözüm eldeki kaynakların raylı sisteme yönlendirilmesidir. Üçüncü köprü ile İstanbul halkına, kente, çevreye ve doğaya karşı suç işlenmesini önlemek ve bu suça ortak olmak istemeyen herkesi aşağıdaki imza kampanyamıza katılmaya davet ediyoruz. ÜÇÜNCÜ KÖPRÜ YERİNE YAŞAM PLATFORMU’nun 14-18 Eylül tarihlerindeki etkinlik programı 􀂃 Üçüncü köprünün yapılabilmesi için İstanbul İl Çevre Düzeni Planında(ÇDP) değişiklik yapılması amacıyla İBB Meclisinin tatilden sonra toplanacağı ilk gün olan 14 Eylül 09 tarihinde konunun Meclis gündemine alınacak
DİLEKÇE
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Sayın Başkan ve Üyeleri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin Sayın Başkan ve Üyeleri, Skandallar şeklinde basına yansıyan haberlere göre, İstanbul Boğazı’na yeni bir köprü yapılması planlanmaktadır. Bilindiği gibi İstanbul’un trafik ve ulaşım sorunu yıllardır çözülemeyen bir haldedir. 1973 ve 1989 yıllarında iki boğaz köprüsü yapılmıştır. Bu iki köprü, Boğazdan geçen taşıt sayısını 30 kat artırırken yolcu sayısını 4 kat bile artıramamıştır. Yeni bir köprü ile araç trafiği daha da artacak, ancak taşınan yolcu sayısında önemli bir artış olmayacaktır. Sürekli değişen güzergâhların kamuoyu gündemine taşınması toplumda düşünce karmaşası yaratırken arsa spekülatörlerinin işine yaramaktadır. Kesin güzergâhı ne olursa olsun, 3. köprünün yapımı halinde, İstanbul halkına, kente, çevreye ve doğaya karşı suç işlenecektir. Yapılması gereken sermayenin değil, İstanbul halkının ortak çıkarlarını ve kamu yararını gözeten, doğal ve tarihsel çevrenin korunduğu, halkın demokratik katılımını esas alan bir planlamayı acilen hayata geçirmektir. İstanbul için raylı sistem ağırlıklı, deniz yolunu en etkin biçimde kullanan ve otobüslerle desteklenmiş bir toplu taşıma sisteminin oluşturulması gereklidir. Planlı olarak toplu taşımayı etkinleştirme, ucuzlatma ve bu amacı destekleyecek biçimde otomobil kullanımını caydırıcı tedbirlerin alınması sağlanmalıdır. İstanbul ulaşımı için en akılcı çözüm eldeki kaynakların raylı sistem yatırımlarına yönlendirilmesidir. Diğer yandan İstanbul Boğazına yeni bir köprünün yapılması; Türkiye Cumhuriyeti’nin imzaladığı birçok uluslararası sözleşme ve yasalara, İstanbul İl Çevre Düzeni Planı’na ve SİT kararlarına aykırıdır. 3. köprünün yapılabilmesi için yasal düzenlemelere ve İstanbul İl Çevre Düzeni Planı’nda revizyona gerek vardır. Biz aşağıda imzası olanlar, böyle bir yasal düzenleme ve/veya plan revizyonu yapmanın tarihsel sorumluluğuna katılmıyacağınızı, halka, kente, çevreye ve doğaya karşı suç işlemeyeceğinizi ve göreve başlarken ettiğiniz yemine sadık kalacağınızı umuyor ve bekliyoruz.

Adı Ve Soyadı Mesleği İmza

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

No Pasaran !