BASINA VE KAMUOYUNA
İSTANBUL’UN YENİ RANT KÖPRÜLERİNE İHTİYACI
YOKTUR
Uzun zamandır skandallar şeklinde basına yansıyan haberlere göre, Başbakan Erdoğan
tarafından İstanbul Boğazı’na yeni bir köprü yapılması düşünülmektedir. Başbakan Erdoğan
tarafından düşünülmektedir diyoruz, çünkü yapılan bütün açıklamalar bunu göstermektedir.
Oysa Başbakan Erdoğan, İstanbul Belediye Başkanıyken, 27/Nisan/1995 tarihinde
verdiği demecinde: “Üçüncü köprü bir cinayettir. Böyle bir teşebbüs İstanbul’un çağdaş
kentleşmesi ve şehir içi ulaşım sistemi için ölümcül sonuçlar doğurur” diyordu.
Bugüne kadar İstanbul Boğazına yapılan köprüler, kent içindeki araç trafiği veya artan
nüfus nedeniyle yoğunlaşan yolcu trafiği için gerçek bir gereksinim değildir ve yolcu
taşınmasına beklenen katkıyı yapmamaktadır.
Buna rağmen, birinci köprünün açılışından üç yıl sonra, ikinci köprü; ikinci köprünün
açıldığı yıl ise üçüncü köprü tartışılmaya başlanmıştır. İlk iki köprünün ormanlar ve yabanıl
çevre üzerindeki olumsuz etkileri de ortadayken, 3. köprünün ısrarla gündeme geliyor
olmasının amacı nedir?
Bu sorunun yanıtı şeffaf ve bilimsel temellere dayanarak verilmediği sürece hiç
kimsenin ülke kaynaklarını Üçüncü Köprü Projesi’ne yönlendirme hakkı yoktur.
Kesin güzergâhı ne olursa olsun, böyle bir uygulamanın İstanbul ulaşım sorununa
hiçbir olumlu katkısı olmayacağı gibi daha da içinden çıkılmaz hale getireceği ve kuzeye
çekilmiş İstanbul ormanlarıyla doğal ve yabanıl alanlarını yok edeceği açıktır.
Bu köprü ve yollarıyla ilgili olarak yaşanabilecek sakıncalar konu alınmak üzere
bilgilendirme ve tartışma da yaşanmamıştır. Kentlinin doğacak tehlikeler çerçevesinde
bilgilendirilmesi ve katılımı sağlanmış değildir. Bu bize olası bir ÇED raporunun da doğru
sonuç vermeyeceğini düşündürmektedir. Bugüne kadar ÇED raporlarında uygulanan mantığın
bu köprüye de esasen izin vereceği şeklinde bir endişe yaratmaktadır.
1950’li yıllardan başlayarak karayolcu politikalara teslim olan ülkemizde 40 yıldan bu
yana İstanbul Boğazı’na yapılacak köprüler tartışılmıştır. 3. Köprü sorunu karşısında da,
Hükümetin belirsiz ve yetkililer tarafından yapılan zaman içindeki farklı farlı açıklamalar
nedeniyle toplumda bir kayıtsızlık ve hareketsizlik yaratılmıştır.
Bilindiği gibi İstanbul’un trafik sorunu yıllardır çözülemeyen bir haldedir. 1973 ve
1989 yıllarında iki boğaz köprüsü yapılmıştır. Bu iki köprü, Boğazdan geçen taşıt sayısını 30
kat artırırken yolcu sayısını 4 kat bile artıramamıştır.
Bu nedenle, yeni köprü ile araç trafiği daha da artacak ancak taşınan yolcu sayısında
önemli bir artış olmayacaktır. Köprüden transit geçişlerin payı ise % 2 dolayındadır ve artma
olasılığı yoktur. Diğer yandan, iki yaka arasındaki yolcuların %50’sinden fazlasını taşıyan
toplu taşıma araçlarının araç trafiği içindeki payı %4 bile değilken, yolcuların %30’unu
taşıyan özel otomobillerin payı %90’dır.
Sürekli değişen güzergâhların kamuoyu gündemine taşınması, toplumda düşünce
karmaşası yaratırken arsa spekülatörlerinin işine yaramaktadır. Kamuoyu gündemine getirilen
birçok farklı güzergâhtan sonra, basında son olarak köprünün Tarabya – Beykoz arasından
geçeceği haberleri çıkartılmıştır, daha sonrada bu güzergahla ilgili haberler Başbakan Erdoğan
tarafından yalanlanmıştır..
Kurulacak yeri bile kesin olmayan üçüncü köprü projesi bilimsel verilere ve kentin
gerçek gereksinimlerine dayanmamaktadır.
3. köprü hiçbir plana, SİT kararlarına, yasalara, uluslararası sözleşmelere uygun
olmadığı için, hiçbir plana işlenememektedir. Buna rağmen yetkililer tarafından yapılan
açıklamalarda öncelikle bu planlara işleyeceğiz denilerek, belediye meclislerine baskı
uygulanmaktadır.
3. köprünün yapımı Türkiye’nin de taraf olduğu; Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının
Korunmasına Dair Sözleşme (1972-PARİS), Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama
Ortamlarını Koruma Sözleşmesi (1979-BERN) ve Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (1992-RİO)
gibi uluslararası sözleşmeler ile Avrupa Kentsel Şartı’na da aykırıdır.
Bunlara rağmen köprünün yapılması halinde; İstanbul halkına, kente, çevreye ve
doğaya karşı suç işlenecektir.
Biz akademisyenler, meslek odaları, kent sakinleri tümüyle bilimsel gerekçelerle bu
projeye karşı duracak, yargı yolu da dâhil olmak üzere her türlü yasal hakkımızı
kullanacağız.
Yukarıdaki veriler de göstermektedir ki Üçüncü Boğaz Köprüsü ilk iki köprüde
olduğu gibi İstanbul’un trafik sorununu çözmeyecek, yeni çözümsüzlükler üretecektir. Bir
yandan İstanbul’un kuzey kesimi olan Beykoz ve Sarıyer ormanlarında usulsüz yerleşimi
teşvik ederken, diğer yandan çevre ve bağlantı yolları güzergâhındaki mevcut yerleşimlerde
yaşayan insanların, kamulaştırmaların ardından, kentsel dönüşüm projeleri uygulaması gibi
nedenlerle mahallelerinden göç etmelerine yol açılacaktır.
İstanbul kentinin ulaşım sorunlarını yeni köprüler çözmeyecektir. Yapılması gereken,
sermayenin değil İstanbul halkının ortak çıkarlarını ve kamu yararını gözeten, doğal ve
tarihsel çevrenin korunduğu, halkın demokratik katılımını esas alan bir planlamayı acilen
hayata geçirmektir. İstanbul için, raylı sistem ağırlıklı, deniz yolunu en etkin biçimde kullanan
ve otobüslerle desteklenmiş bir toplu taşıma sisteminin oluşturulması gereklidir. Planlı olarak
toplu taşımayı etkinleştirme, ucuzlatma ve bu amacı destekleyecek biçimde otomobil
kullanımını caydırıcı tedbirlerin alınması sağlanmalıdır. İstanbul ulaşımı için en akılcı çözüm
eldeki kaynakların raylı sisteme yönlendirilmesidir.
Üçüncü köprü ile İstanbul halkına, kente, çevreye ve doğaya karşı suç işlenmesini
önlemek ve bu suça ortak olmak istemeyen herkesi aşağıdaki imza kampanyamıza katılmaya
davet ediyoruz.
ÜÇÜNCÜ KÖPRÜ YERİNE YAŞAM PLATFORMU’nun
14-18 Eylül tarihlerindeki etkinlik programı
Üçüncü köprünün yapılabilmesi için İstanbul İl Çevre Düzeni Planında(ÇDP)
değişiklik yapılması amacıyla İBB Meclisinin tatilden sonra toplanacağı ilk
gün olan 14 Eylül 09 tarihinde konunun Meclis gündemine alınacak
DİLEKÇE
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Sayın Başkan ve Üyeleri,
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin Sayın Başkan ve Üyeleri,
Skandallar şeklinde basına yansıyan haberlere göre, İstanbul Boğazı’na yeni bir köprü
yapılması planlanmaktadır.
Bilindiği gibi İstanbul’un trafik ve ulaşım sorunu yıllardır çözülemeyen bir haldedir. 1973 ve
1989 yıllarında iki boğaz köprüsü yapılmıştır. Bu iki köprü, Boğazdan geçen taşıt sayısını 30
kat artırırken yolcu sayısını 4 kat bile artıramamıştır. Yeni bir köprü ile araç trafiği daha da
artacak, ancak taşınan yolcu sayısında önemli bir artış olmayacaktır. Sürekli değişen
güzergâhların kamuoyu gündemine taşınması toplumda düşünce karmaşası yaratırken arsa
spekülatörlerinin işine yaramaktadır. Kesin güzergâhı ne olursa olsun, 3. köprünün yapımı
halinde, İstanbul halkına, kente, çevreye ve doğaya karşı suç işlenecektir.
Yapılması gereken sermayenin değil, İstanbul halkının ortak çıkarlarını ve kamu yararını
gözeten, doğal ve tarihsel çevrenin korunduğu, halkın demokratik katılımını esas alan bir
planlamayı acilen hayata geçirmektir. İstanbul için raylı sistem ağırlıklı, deniz yolunu en etkin
biçimde kullanan ve otobüslerle desteklenmiş bir toplu taşıma sisteminin oluşturulması
gereklidir. Planlı olarak toplu taşımayı etkinleştirme, ucuzlatma ve bu amacı destekleyecek
biçimde otomobil kullanımını caydırıcı tedbirlerin alınması sağlanmalıdır. İstanbul ulaşımı
için en akılcı çözüm eldeki kaynakların raylı sistem yatırımlarına yönlendirilmesidir.
Diğer yandan İstanbul Boğazına yeni bir köprünün yapılması; Türkiye Cumhuriyeti’nin
imzaladığı birçok uluslararası sözleşme ve yasalara, İstanbul İl Çevre Düzeni Planı’na ve SİT
kararlarına aykırıdır. 3. köprünün yapılabilmesi için yasal düzenlemelere ve İstanbul İl Çevre
Düzeni Planı’nda revizyona gerek vardır.
Biz aşağıda imzası olanlar, böyle bir yasal düzenleme ve/veya plan revizyonu yapmanın
tarihsel sorumluluğuna katılmıyacağınızı, halka, kente, çevreye ve doğaya karşı suç
işlemeyeceğinizi ve göreve başlarken ettiğiniz yemine sadık kalacağınızı umuyor ve
bekliyoruz.
Adı Ve Soyadı Mesleği İmza
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder