BASIN AÇIKLAMASI
ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM’IN, ÜÇÜNCÜ KÖPRÜNÜN
GÜZERGAHININ BELİRLENDİĞİ VE İHALENİN BU YIL İÇİNDE
GERÇEKLEŞTİRİLECEĞİ YÖNÜNDEKİ AÇIKLAMALARI İLE
İSTANBUL’UN KORKULU RÜYASI 3. KÖPRÜ TEKRAR GÜNDEME
OTURDU. BAKAN, YAPTIĞI AÇIKLAMADA, “KÖPRÜ
GÜZERGAHIYLA İLGİLİ 6 SEÇENEK ÜZERİNDE YAPILAN
ÇALIŞMALARIN TAMAMLANDIĞINI, KÖPRÜNÜN BOĞAZİÇİ VE
FATİH SULTAN MEHMET KÖPRÜLERİNİN DAHA KUZEYİNDE
OLACAĞINI, KESİN GÜZERGAHIN İSE ANCAK ZAMANI
GELDİĞİNDE AÇIKLANACAĞINI ” VURGULADI.
3. KÖPRÜ İLE İLGİLİ BU GELİŞME , ANKARA’NIN BİR KEZ DAHA
İSTANBUL’U SATMAYA SOYUNDUĞUNU ORTAYA KOYUYOR. AMA
BU KEZ, İSTANBUL BELEDİYE BAŞKANLIĞI DÖNEMİNDE 3.
KÖPRÜYE KARŞI ÇIKMIŞ BİR BAŞBAKAN DÖNEMİNDE…
_______________________________________________________
1. Köprü’nün Boğaziçi’nde, 2. Köprü’nün içme suyu havzaları ve ormanlarda
yarattığı tahribattan sonra, bu kez kentin yaşam kaynaklarının geri kalanlarını
da geri dönülmez biçimde yok edecek 3. Köprü’yü gündeme getirmek
İSTANBUL’A İHANETTİR. Mevcut köprülerin İstanbul trafiğini çözmek bir yana,
daha da içinden çıkılmaz hale getirdiği gerçeği, bilimsel tespitlerin ötesinde,
artık kentli tarafından da yaşanarak öğrenilmiştir.
Bu spekülatif yatırımın önüne geçebilmenin, İstanbullunun soruna sahip
çıkması ve yaygın bir tepki göstermesi dışında başkaca bir yolu olmadığı
açıktır. Bu nedenle, öncelikle başta Büyükşehir Belediye Başkanı olmak üzere,
İstanbul’daki tüm belediye başkanlarını ve İstanbul milletvekillerini, meslek
odalarını, sendikaları, sivil toplum örgütlerini ve İstanbulluları 3. Köprü’ye
karşı çıkmaya ve bu yönde tavır koymaya çağırıyoruz.
_______________________________________________________
1950’li yıllardan başlayarak karayolcu politikaya teslim olan ülkemizde 40 yılı aşkın
süredir Boğaz karayolu geçişleri- köprüler- tartışılıyor. İki köprüsünü de tüm
eleştirilere ve uyarılara karşın yapmış ve sonuçlarını da olanca açıklığıyla yaşamış ve
yaşamakta olan bir ülkede 3. Köprü’nün hala gündeme gelebilmesi, bu spekülatif
yatırımın amaçları konusundaki görüşleri de netleştiriyor.
1.Boğaz Köprüsü’nün, 29 Ekim 1973’te, bir “ 50. yıl anıtı”(!) olarak hizmete girmesinin
hemen ardından , karşı çıkma gerekçelerinin ne kadar haklı olduğu bir bir ortaya
çıkmaya başladı. Hele “ köprüler tuzağı” tanısı öylesine kısa sürede doğrulandı ki, 1.
Köprü’nün açılışından sadece üç yıl sonra 2. Köprü gündeme geldi. İlk kez Bedrettin
Dalan tarafından , 2. Köprü’nün faaliyete geçtiği 1988 yılında, güzergah önerisiyle
birlikte kamuoyu önüne getirilen 3. Köprü konusu ise, zaman zaman gündeme
gelerek, zaman zaman ertelenerek, bugüne kadar taşındı.
1980’lerin sonunda 3. Köprü’yü kamuoyunun önüne ilk kez bir proje olarak çıkaran
Bedrettin Dalan’dan sonra, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlarının 3. Boğaz
Köprüsü’ne karşı tavır sergiledikleri; bunu çeşitli vesilelerle ifade ederek, tüp
geçişten yana tavır aldıkları bilinmektedir. Bu çerçevede, Recep Tayyip Erdoğan’ın,
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığı dönemlerde, “3. Boğaz Köprüsü”’ne
sıcak bakmadığını ve Boğaz’dan geçişe köklü bir çözüm getirmek için tüp geçişin
takipçisi olacağını” açıkça ifade etmiş olduğu ; 3. Boğaz geçişinin raylı tüp geçişle
sağlandığı İstanbul Nazım İmar Planı’nın ve gene raylı tüp geçiş öneren İstanbul
Ulaşım Ana Planı’nın Tayyip Erdoğan’ın Belediye Başkanlığı döneminde
gerçekleştirildiği henüz hatırlardadır. Ancak, buna karşın, 3. Köprü girişimleri
doğrultusunda son yıllarda yaşanan gelişmeler, “Dün dündür, bugün bugündür”
deyişini politikacılar açısından haklı çıkartan bir çizgi izlemektedir.
Ulaştırma Bakanı’nın açıklamaları ile tekrar gündeme gelen ve bu kez, yaşanan krize
karşın, bu yıl içinde ihalesinin bile tamamlanması hedeflenen 3. Köprü’nün,
gerçekleşmesi halinde, İstanbul üzerinde yaratacağı geri dönüşü olmayan yıkıcı
tahribat senelerdir ve defalarca gündeme getirilmiş ve vurgulanmıştır. Kentin tüm
yaşam kaynakları, yani ormanları, içme suyu havzaları ve tarım alanları kentin
kuzeyinde yer almaktadır ve zaten ciddi tahribatların söz konusu olduğu bu alanlar,
bir de 3. karayolu köprüsü ile çekim merkezleri haline getirildiklerinde, dönüşü
olmayacak biçimde yok olacaklardır. Bunun İstanbul için son derece tehlikeli ve can
alıcı bir gelişme demek olduğu açıktır.
Strasbourg’da yapılan Avrupa Konseyi Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler
Konferansı’nın 18 Mart 1992 günlü oturumunda kabul edilen ve Türkiye’nin de
imzaladığı Avrupa Kentsel Şartı’nda aynen şunlar söyleniyor:
Madde 4/1:”Kente karşı otomobil”…;Durum artık buna çok yakındır.Otomobil
kentleri öldürmektedir. Öyle ki 2000’li yıllar, artık ikisi bir arada
olamayacağından, otomobil ya da kentten birini seçmemizi zorunlu kılacaktır. “
Ankara, 3. Köprü üzerindeki bu açık ısrarı ile, tercihini , kente karşın otomobilden
yana koyduğunu açıkça ilan etmektedir.
Bizler, bu konudaki tercihimizin köprüye karşın “kent” olduğunu vurgulayarak,
Boğazın karayolu ile geçilmesine ve buna aracı olan Boğaz köprülerine karşı
olduğumuzu, 3. Köprü ve köprülü geçiş tercihlerinin gündemden kaldırılmasının
İstanbul için vazgeçilemez bir zorunluluk olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.
Bu spekülatif yatırımın önüne geçebilmenin, İstanbullunun soruna sahip çıkması ve
yaygın bir tepki göstermesi dışında başkaca bir yolu olmadığı açıktır. Bu nedenle,
öncelikle başta Büyükşehir Belediye Başkanı olmak üzere, İstanbul’daki tüm
belediye başkanlarını ve İstanbul milletvekillerini, meslek odalarını, sendikaları, sivil
toplum örgütlerini ve İstanbulluları 3. Köprü’ye karşı çıkmaya ve bu yönde tavır
koymaya çağırıyoruz.
Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
İstanbul Eczacı Odası
Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Maden Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi
Orman Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Peyzaj Mimarları Odası İstanbul Şubesi
Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder