BİR ŞEY YAPMALI

CUMHURİYET İÇİN DEMOKRASİ İÇİN HALK İÇİN GELECEĞİMİZ İÇİN ..................... cemaatlerin yönettiği bir coğrafya olmak istemiyorsak ................. Ama benim memleketimde bugün İnsan kanı sudan ucuz Oysa en güzel emek insanın kendisi Kolay mı kan uykularda kalkıp Ninniler söylemesi

10 Ekim 2009 Cumartesi

İsrail'den Türkiye'ye İslamcılık uyarısı

İsrailli siyaset bilimi uzmanı Profesör Efraim Inbar, The Jerusalem Post gazetesinde yayımlanan makalesinde Türkiye’nin İslamcılık tehlikesi içine düştüğü uyarısında bulundu. İsrail’de Begin-Sedat (BESA) Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde yıllardır Türkiye üzerine çalışan ve dolayısıyla sık sık Türkiye’ye ziyaretlerde bulunan Inbar, “An open letter to my Turkish friends” başlıklı yazıda yakındığı tanıdığı ve hayranı olduğu bir ülkenin yanlış yöne kaymasından endişe ettiğini ifade ediyor. Yazar, Türkiye’deki Kemalist laikliğin dini yönden bazı düzeltmelere ihtiyaç duyduğunu düşünerek, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin İslami köklerinden şüphe duyan pek çok Batılı'nın aksine bu partinin iktidara gelişinden o dönemde memnuniyet duyduğunu belirtti. Yazara göre, Türkiye’de zengin dini gelenek ve modernlik arasındaki dengenin kurulması ve Türkiye’nin modernliğin gereklilikleriyle başı dertte olan İslam dünyasının geri kalanı için ılımlı bir örnek teşkil etmesi ancak bu sayede mümkün olabilirdi.
YANILDIĞINI KABUL EDİYOR
AKP’nin bugünkü iç ve dış politikalarına bakan Inbar yanıldığını düşünmeye başladığını itiraf etti. Zira AKP yönetimindeki Türkiye her geçen gün İslamcı taleplere daha fazla teslim oluyor; Batı ile olan kültürel ve siyasi bağlarını öncelikler listesinde ikinci sıraya atıyor. Örneğin Türkiye, başka hiçbir Batılı ülkenin yapmadığı bir şey yaparak, 2008 yılının Ağustos ayında İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’a resmi bir davet yaptı. Ankara, bugün de Batı’daki müttefiklerinin aksine İran’ın nükleer çabalarını önlemek için atılan herhangi bir yaptırıma destek vermeyeceğini ifade ediyor. Aynı şekilde Türkiye, Darfur’da yaşananlarla ilgili olarak savaş ve soykırım suçu işlediğine karar verilen Sudan Devlet Başkanı Ömer Hasan el-Beşir’e de bir davet gönderip Batılı ülkeler arasındaki anlaşmayı bozdu. Yazar ayrıca Türkiye’nin Hamas’a verdiği desteğin de örnekler arasında sayılabileceğini ifade etti. Batı yanlısı Arap Devletlerinin bile Hamas’a karşı İsrail’in tarafını tuttuğuna işaret eden Inbar, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, İsrail’in Gazze operasyonu sırasındaki kınamasını da “şiddetli ve derinden aşağılayan” bir çıkış olarak nitelendirdi. Türkiye’nin içindeki manzaraya da göz atan Inbar, geleneksel Osmanlı ve Türk hoşgörüsünün yerini günden güne Müslümanlığın kurallarına ve hükümet politikalarıyla desteklenen tehditlere bıraktığını belirtti. “İş hayatındaki pek çok arkadaşım, kamu içinde rakı içmenin hükümet ihalelerindeki performansları açısından çok olumsuz etkileri olduğunu söylüyor” diyen yazar Ergenekon davasına da değindi.
MUHALİFLERE GÖZDAĞI
Emekli subayların, devlet memurlarının, gazetecilerin, iş adamlarının ve akademisyenlerin AKP hükümetine karşı komplo kurmakla suçlandığı dava 2007 yılından bu yana kamuoyunu işgal ediyor. Inbar'a göre, Ergenekon davasının hükümetin siyasi rakiplerinin gözünü korkutmakta önemli rol oynadığı belli oluyor. “Benzer şekilde hükümetin desteklediği bazı faaliyetlere karşı açıktan muhalefet eden Doğan Medya Grubu’na verilen 2.5 milyar dolarlık vergi cezası da basın özgürlüğüne bir darbe vuruyor” diyen yazar Türkiye’deki akademisyen arkadaşlarının bir kısmının eğer durum daha da kötüleşirse ülkeyi terk etmeyi planladıklarını da sözlerine ekledi. Inbar yine de AKP hükümetinin oyunu demokrasi kurallarına göre oynadığını söylüyor. Yazara göre, seçimlerde oyların yüzde 35’ini elde eden parti, bölünmüş durumdaki Kemalistler kendilerine çeki düzen verir ve düzgün bir lider çıkarabilirse iktidardaki yerini kaybedebilir. Ancak AKP 2009’daki yerel seçimlerde oy kaybetmiş olsa da böyle bir senaryo en azından kısa vadede olası görünmüyor. Türkiye’de bugün iç ve dış siyasetteki eğilimler Batı’dan uzaklaşıldığına işaret ediyor. “Türkiye gerçekten Ortadoğu ülkelerine mi benzemek istiyor?” diye soran yazar, bu gidişe bir dur demek için siyasi görüşü ne olursa olsun Türkiye’deki dostlarına görevler düştüğünü belirtiyor.
KİMLİK KRİZİ
Inbar, Türkiye'nin bir kimlik krizinin ortasında, Müslüman kökleri ile 21’inci yüzyılın zorlukları arasında denge kurmaya çalıştığını söylüyor. Yazar bu durumun tarihi bir kavşak olduğunu belirtti ve ekledi: “Türkiye’nin İslamcı gerilemeye doğru gittiği yönünde pek çok işaret var. Umarım doğru yolu seçmek için çok geç değildir.” Türk hükümetinin yanlış sularda yüzdüğünü düşünen pek çok laik, geleneksel ya da dindar arkadaşıyla aynı fikirde olduğunu belirten Inbar, Türk demokrasisinin Batı’nın sunduğu ilerleme ve refah düzeyini seçebilecek kadar güçlü olmasını umduğunun altını çizdi. Yazar sözlerini şöyle sonlandırdı: “Türkiye’nin İslamcılığın ‘ellerine düşmesi’ Batı ve İsrail için büyük kayıp olacaktır. Ama daha da önemlisi bu durum Türkler için bir trajedi olacaktır.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

No Pasaran !