BİR ŞEY YAPMALI

CUMHURİYET İÇİN DEMOKRASİ İÇİN HALK İÇİN GELECEĞİMİZ İÇİN ..................... cemaatlerin yönettiği bir coğrafya olmak istemiyorsak ................. Ama benim memleketimde bugün İnsan kanı sudan ucuz Oysa en güzel emek insanın kendisi Kolay mı kan uykularda kalkıp Ninniler söylemesi

16 Mayıs 2013 Perşembe

.1


Kapitalizm; her dönemde ve her coğrafyada (bilhassa az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde) kendisine bağımlı zenginleri yaratır. Kapitalist sermaye desteğiyle sonradan zenginleşen bu insanlar,öncelikle bireyselleşerek sermayeye ait olan “ben” e itaat ederler.
Toplumsalcılık ve toplumcu ideolojilerdeyse “biz” vardır.Her birey diğer bireylerle birlikte olunca güçlenir ve dış müdahalelere karşı direnç gösterir,biz olarak (ancak ve ancak) yaşama ve ilerleme şansına sahip olacaktır.Ve biz olarak üretirler.”Biz” in sermayesi insan birlikteliğidir yani “biz” dir.
Kapitalizmin istediği ve sunduğu zenginlik kendi himayesinde ve kontrolünde ki “ben” in  zenginliğidir, itaat mecburiyetindeki bireyselliktir.
Zenginliği büyük bir vahiy gibi sunan büyük sermayeler; hediyesini anında geri almak için “lüks” ü de sunarlar.Lükse sahip olmak isteyen  kapitalist sermaye desteğiyle sonradan zenginleşen bu insanlar üretmekten tamamıyla vazgeçerek doğal olarak her şeylerini tüketirler(ahlakları dahil).
Doğal olarak paraya sahip olanlar her türlü teknolojiyi ve lüks tüketim malzemelerini en ucuz şekilde ürettirenlerdir de.En gelişmemiş ülkelerde en ucuz beden gücünle çıkarttırdıkları hammaddeyi  az gelişmiş ülkelerde yine çok ucuza beden ve makine gücüyle işlettirerek ,üretilen teknolojiyi  gelişmemiş ve az gelişmiş ülkelere satarak, üretim/tüketim dengesini tümüyle aynı bölgelerde gerçekleştirip çok büyük rantı yönetirler.
Her dönemde; teknolojiyi ve bağlantılı olarak lüksü ürettirenler , kendi kabulleri dahilindeki şartlarda sadece tüketecek olan bireyler kümesine sahip olmak istedikleri için bu bireylerin eğitimsiz olmaları “ben” in yönetmesi için en uygun koşuldur.Eğitimli olanlaraysa itina ile yalayabilecekleri kaşık sunulur,yada çeşitli zorlayıcı  şartlar sunulur.

Yüksek eğitimini tamamlamış, toplum içerisinde itibarlı meslek sahibi olanlar ve onların eğitimini yapan eğitimciler/öğretmenler ,eğitim dışındaki kişisel gelişimlerini tamamlayamadılarsa,”biz” olamıyorlarsa; daha sosyal ve daha rahat yaşam/gelecek istekleriyle lüksü – eğlenceyi gelişme addederler kendileri için ve “ben” e hizmet ederler. (daha çok kazanç-daha daha çok tamah-daha daha daha çok tüketim)  
Sosyal demokrat yada muhafazakar kesim;  atadan gelen mülk sahipliği     özelliklerine ek olarak,üretmeden sadece tüketmeye zaten açık olan kesimdir. (daha çok kazanç-daha daha çok tamah-daha daha daha çok tüketim)
Büyük toprak sahipleri,her dönemde çalıştırdıklarının yani toprak işçilerinin ve/veya marabalarının iş güçlerini kullanarak oluşan üretimden gelen kazançlarını ya teknolojiyi satın alarak yada kendi şartlarına göre üst düzey hayat şartlarını kendilerine sunan lüks tüketim malzemelerine sahip olarak tüketirler. (daha çok kazanç-daha daha çok tamah-daha daha daha çok tüketim)

Memurlar ve kamu emekçileri; önlerinde sistem tarafından önerilen sadece iki yol mevcuttur. ”ya bu deveye güdeceksin ya da bu diyardan gideceksin.” Memurlar ve kamu emekçileri doğal olarak ya “biz” diyerek birlikte olarak güç olacaklarına inanacaklardır ya da amirlerinin (ve amirlerinin sahiplerinin) uzattıkları kaşıkları yalamaya devam edeceklerdir.
Ve
Üretenler ,işçiler; sosyal bilinçlenme çerçevesinde eğitilmelerine izin verilmeyen atadan topraksız atadan mülksüz işçiler,emeklerinin karşılığı sermaye tarafından, yönetenlerin arzusu ve isteği dahilinde geçimlerine yetmeyecek şekilde belirlenen fabrika ve toprak işçileri,korkutulan- sindirilen- baş eğmeye zorlanan işçi sınıfı…ya susarak –kabullenerek “ben” e hizmet edeceklerdir, yada birlikte olmayı – birlikte güç olmayı öğrenerek “biz” diyeceklerdir.
Ve
Topluluk bilinciyle eğitilmiş – birlikte güç olmayı öğrenmiş,”biz” olmuş sanayi ve toprak işçileri; her dönemde sermayenin en büyük korkusu ve yıkılış sebebi olmaya devam edecektir.
Ve
İnsanoğlu elbet bir gün “ben” den sıyrılıp “biz” olacaktır.

NAZIM’ın dediği gibi
“bir dağdan bir dağa sevgi ırmakları akıtırız
ırmaklar coşarsa anlayın ki ayağa kalkıyoruz”
                                                                                                                                    dsed

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

No Pasaran !