BİR ŞEY YAPMALI

CUMHURİYET İÇİN DEMOKRASİ İÇİN HALK İÇİN GELECEĞİMİZ İÇİN ..................... cemaatlerin yönettiği bir coğrafya olmak istemiyorsak ................. Ama benim memleketimde bugün İnsan kanı sudan ucuz Oysa en güzel emek insanın kendisi Kolay mı kan uykularda kalkıp Ninniler söylemesi
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ocak 2012 Pazar

YETER Kİ SEN HOŞNUT OL YANAKİMU

ALEKSANDRA
“Aşkla alay etti” dediği Aleksandra, Sait Faik’in büyük aşkıdır. Esmer, orta boylu, kıvırcık saçlı, yüz hatları sertçe bir kadındır. Amcası razı olmadığı için evlenemediği Aleksandra’nın kendisini sevdiğine bir türlü inanamayan Sait Faik, bir arkadaşıyla söz birliği ederek Aleksandra’ya bir oyun oynamış: Arkadaşı, bir akşam Sait’ten gizli Aleksandra ile buluşmak isteyecek ve o, bu teklifi kabul ederse Sait Faik, Aleksandra’nın kendisini sevmediğini anlayacakmış. Neler olup bittiğini bilmeyen Aleksandra, bu teklifi kabul etmiş. Bunu duyan Sait Faik, o kadar sinirlenmiş ki Ada’da oldukları bir gün Aleksandra’nın üzerine yürümüş. Bu olaydan sonra bir daha hiç görüşmemişler ama Sait Faik, Aleksandra’yı hiç unutmamış, unutmaya çalıştıkça, yaşadığı yere gitmiş, sokağında dolaşmış, gördüğü her yüzde onu aramış:
BİR MASA
Bize bir masa ayır Yanakimu
Aleksandram’la benim için
Bir masa
Üstü çiçeksiz
Örtüsü gazeteden
Şarabı aşktan
Hem hülyadan
Aleksandra’m mızıka çalsın
Siyaha çalar parmaklarıyla
Güftesi bayağı şarkılar
Adi havalar
Meyhane acı zeytinyağı koksun
Sen hoşnut ol Yanakimu
Yıllar sonra bir kez, bir dişçi muayenehanesinde karşılaşmışlar ama birbirlerine tek söz etmemişler.

23 Aralık 2011 Cuma

AYGÜN'ÜN VASİYETİ (GRUP YORUM)

mezarımı yüksek yapın
yar gelende gölgelene
yitirsem de ben bu canımı
el yanında göğsün geçirme

15 Ağustos 2011 Pazartesi

SHAKESPEARE

ESKİ CESARETİN NEREDE ANNE
DERDİN Kİ : "EN AĞIR FELAKET RUH GÜCÜNÜN SINANMASIDIR OLSA OLSA"
KÜÇÜK FELAKETLERİ ATLATMAK SIRADAN İNSANLARA ÖZGÜDÜR ANCAK
NE DE OLSA HER GEMİYLE KOLAYDIR SAKİN HAVADA İLERLEMEK DENİZDE
YAZGININ EN AĞIR DARBELERİNE KATLANMAK RUHLARIN İYİLİĞİNİ GÖSTERİR
YALNIZCA
VE SEN KURALLARINI ÖĞRETMİŞTİN BANA
RUHU YENİLMEZ KILMANIN

6 Ağustos 2011 Cumartesi

YENİ MİLLETVEKİLLERİNE

YENİ MİLLETVEKİLLERİNE
Haklısınız, bir büyük millete vekilsiniz;
Göğsünüz, kıvanç dolu, gerildikçe gerilir.
Bilin ki Atatürk'ün kurduğu Ankara'ya
Atatürk'ün yolundan yürünerek girilir.
Anıtkabre gidip de yürekten baş eğmeyen
Günü gelir çarpılır, düşer, yere serilir.
Bir avuç yobaz için, bir sürü cahil için
Devrimi çiğneyecek ayak varsa, kırılır.
Bir de bakarsınız ki her meydanda bir kere
Her genç Türkte bir kere bir Atatürk dirilir.
Bir an unutmayın ki Atatürk ülkesinde
Ahiretten önce de Yüce Divan kurulur.
Behçet Kemal ÇAĞLAR

20 Temmuz 2011 Çarşamba

VRETTAKOS'DAN

ÖLDÜRÜLENiN YAKINMASI
Elinde gül var, dediler, öldürdüler beni.
Gülümsüyorsun, dediler, öldürdüler beni.
Bir gün şafak sökerken bir güvercinin yürek acısı
evimin damına kondu, gördüler.
Gizleyemedim içimdeki sevgiyi, gördüler.

11 Temmuz 2011 Pazartesi

Cevabı Esen Rüzgarda

Cevabı Esen Rüzgarda
daha kaç köyden sürülsün insan adam oluncaya dek?
daha kaç derya dolaşsın martı bulsam diye bir tünek?
daha kaç toptan atılsın gülle harp toptan kalkıncaya dek?
cevabı, dostum, rüzgârda bunun, cevabı esen rüzgârda.
daha kaç yıl kök salsın ağaç bahar açıncaya dek?
daha kaç yıl kök söksün bu halk yerin bulsun diye hak?
daha kaç aydın ışığı görüp görmezlikten gelecek?
cevabı, dostum, rüzgârda bunun, cevabı esen rüzgârda.
daha kaç can canından geçecek cana yetinceye dek?
daha kaç el boş açılsın göğe göğermedikçe yürek?
daha kaç teller kopsun sazlardan bu ses duyuluncaya dek?
cevabı, dostum, rüzgârda bunun, cevabı esen rüzgârda.
Şiir : Bob Dylan

29 Haziran 2011 Çarşamba

HAYYAM'DAN

Kim demiş haram nedir bilmez Hayyam?
Ben haramı helali karıştırmam:
Seninle içilen şarap helaldir,
Sensiz içtiğimiz su bile haram.

25 Haziran 2011 Cumartesi

ANNE BEN GELDİM HAYIRSIZIN

anne ben geldim, üstüm başım
uzak yolların tozlarıyla perişan
çoktan paralandı ördüğün kazak
üzerinde yeşil nakışlar olan
anne ben geldim, yoruldum artık
her yolağzında kendime rastlamaktan
hep acılı, sarhoş ve sarsak
şiirler çırpıştıran bi adam
kurumuş kuyunun suyu, incirin
sütü çoktan çekilmiş
bir zamanlar dünya sandığım bahçeyi
ayrık otları, dikenler bürümüş
kapıdaki çıngırak kararmış nemden
atnalı ve sarmısak duruyor ama
oğlum, mektup yaz diyen
sesin hala kulaklarımda
anne ben geldim, ağdaki balık
bardaktaki su kadar umarsızım
dizlerin duruyor mu başımı koyacak?
anne ben geldim, oğlun, hayırsızıN

20 Haziran 2011 Pazartesi

BABA

Bana bir masal anlat baba
İçinde denizler balıklar
Yağmurla kar olsun
Güneşle ay
...Baba bir masal anlat bana
İçinde bütün oyunlarım
Kurtla kuzu olsun
Şekerle bal
Anlatırken tut elimi
Uykuya dalıp gitsem bile
Bırakıp gitme sakın beni
Bana bir masal anlat baba
İçinde tüm sevdiklerim
İçinde İSTANBUL olsun

16 Haziran 2011 Perşembe

ATİLLA İLHAN "CİNAYET SAATİ"

CİNAYET SAATİ

haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi

demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu

dört bıçak çekip vurdular dört kişi

yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu

deli cafer ismail tayfur ve şaşı

maktulün onbeş yıllık arkadaşı

üçü kamarot öteki aşçıbaşı

dört bıçak çekip vurdular dört kişi

cinayeti kör bir kayıkçı gördü

ben gördüm kulaklarım gördü

vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü

hiç biriniz orada yoktunuz

demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu

on üç damla gözyaşını saydım

allahına kitabına sövüp saydım

şafak nabız gibi atıyordu

sarhoştum kasımpaşa'daydım

hiç biriniz orada yoktunuz

haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi

polis kaatilleri arıyordu

deli cafer ismail tayfur ve şaşı

üzerime yüklediler bu işi

sarhoştum kasımpaşa'daydım

vapuru onlar vurdu ben vurmadım

cinayeti kör bir kayıkçı gördü

ben vursam kendimi vuracaktım

Attila İLHAN

22 Mayıs 2011 Pazar

CAN BABA'DAN

Ölüm bu ara çok oldun sen
Ortalığı kırıp geçirdin
Dostlara taktın, gençlere taktın... kancayı...
Kendim için söylemiyorum,yanlış anlama, bak!
Nasıl olsa benim miyadım doldu,
Ama sen de bokunu çıkarma işin!
Bir süre ara ver bu işgüzarlığa!
Tek dur biraz!
Ne dersin tam maaşla emekliliğe?
İşsizlik sigortası da veririm istersen...
Can Yücel - BİR FORMÜL

BENDEN

hayat
elveda diyebilmekse
zamanı geldiğinde
omuzlar dimdik
asla baş eğmeden
gitmeyi bilmektir
gitmek
romanın sonu gibi
elveda demeden

17 Mayıs 2011 Salı

BUKOWSKI

Kafam Kıyak
en bağlayıcı emek
kutsanmış bir bayrak altında
iki yakanı bir araya getirmeye
çalışmaktır.
başkalarıyla
niyet benzerliği
aptalı
kaşiften ayırır.
bunu herhangi bir
bilardo salonunda,
hipodromda,
barda, üniversitede
ya da kodeste öğrenebilirsin.
insanlar yağmurdan kaçar
ama su dolu küvetlerde
otururlar.
milyonlarca insanın
hidrojen bombasından korkması
epey kasvetli
ancak
zaten yaşamıyorlar ki.
yine de para kazanmaya
kadın kapmaya
mantıklı davranmaya çalışmayı
bırakmıyorlar.
ve sonunda
Büyük Barmen
olanca beyazlığı ve saflığı
gücü kuvveti ve gizemiyle öne eğilip
yeterince içtin, der,
tam da keyif almaya başladığında.
Charles Bukowski

GOETHE

Goethe ''Kaphtishes Lied ''
Tüm Zamanların en bilgeleri
Gülümseyin ve başınızı sallayın
ve kabul edin
Aptallıktır aptalların gelişmesini beklemek
Zekanın çocukları aptalların aptallarınıda yaratın
yakışır.....

6 Mayıs 2011 Cuma

ÜÇ KARANFİL

Nerde kendini bilmez çocuklar
Bir sabah öylece çekip gittiler
Çınladı alkışlar kör sokaklarda
Yankısı kime kaldı
Deniz koydum adını
Kederi bende kaldı
Uzak köyler kurdum birbirine
Denizine aldandım
Acının surlarında ateşler yaktık
Vuruldu şehirler soluksuz kaldık
Kendine çekildi bütün zamanlar
Gölgeler orda kaldı
Çılgın zamanlarda yaşamak bize düştü
Ölümün acımasızlığı her zamankinden beter
Gidenler
Gelenler
Düşenler
Ah! Zamanın sonsuzluğunu anlamayanlar...
Düştük yola
Güzel şeyler bulmak umuduyla
Işıklarıyla büyük şehirler,
Yol oldu bize
İz sürdük yalnızlığa...

30 Nisan 2011 Cumartesi

NAZIM'DAN

taştandı, tunçtandı, alçıdandı, kâattandı iki santimden yedi metreye kadar. taştan, tunçtan, alçıdan ve kâattan çizmeleri dibindeydik, şehrin bütün meydanlarında. parklarda ağaçlarımızın üstündeydi; taştan, tunçtan, alçıdan ve kâattan gölgesi, taştan, tunçtan, alçıdan ve kâattan bıyıkları lokantalarda içindeydi çorbamızın odalarımızda taştan, tunçtan, alçıdan ve kâattan gözleri önündeydik. yok oldu bir sabah! yok oldu çizmesi meydanlardan, gölgesi ağaçlarımızın üstünden, çorbamızdan bıyığı, odalarımızdan gözleri, ve kalktı göğsümüzden baskısı binlerce ton taşın tuncun alçının ve kâadın”
nazım hikmet
bu şiiri stalin diktasına karşı yazmış vaktinde Nazım
ya 2011'de yazsaydı
ve T.C. coğrafyasında
........
maazallah
....!

26 Şubat 2011 Cumartesi

HAYYAM DEMİŞ Kİ;

Camiye gittim, ama Allah bilir niye:
Ne namaz kılmaya, ne dua etmeye.
Eskiden bir kilim aşırmıştım camiden:
O eskidi gittim yenisini yürütmeye.

25 Şubat 2011 Cuma

Nazım Hikmet-Bir yürekte iki sevda olmaz

bir gönülde iki sevda olmaz yalan! olabilir!
şehrinde soğuk yağmurların
gece otel odasında sırtüstü yatıyorum
gözlerim tavana dikili
bulutlar geçiyor tavandan
ıslak asfaltı geçen kamyonlar gibi ağır
ve sağda uzakta
ak bir yapı
yüz katlı belki
tepesinde altın iğne parlıyor.
bulutlar geçiyor tavandan
karpuz kayıkları gibi güneş yüklü bulutlar
oturmuşum cumbaya
yüzüme suların ışığı düşüyor
bir ırmak kıyısında mıyım
bir deniz kıyısında mı?
o tepsideki ne
o güllü tepsideki
yer çileği mi kara dut mu?
fulya tarlasında mıyım
karlı kayın ormanın da mı?
gülüp ağlıyor sevdiğim kadınlar
iki dilde
dostlar nasıl bir araya geldiniz?
birbirinizi tanımazsınız.
nerde bekliyorsunuz beni?
beyazıt' ta çınarlı kahve' de mi gorki parkında mı?
şehrinde soğuk yağmurların
gece otel odasında sırtüstü yatıyorum
gözlerim yanıyor gözlerim alabildiğine açık
bir hava çalındı
armonikle başladı utla bitti.
içimde sarmaş dolaş karmakarışıktı
büyük uzak iki şehrin hasreti.
fırlamak yataktan koşmak altında yağmurun
istasyona koşmak
---- sür kardeşim makinist
götür beni oraya.
--- nereye?
No Pasaran !